
Reyan TUVİ
DALYAN
Happy Caretta Hotel Gerçek anlamda tiryakilik yaratan bir mekan... Otelden
bavullarıyla ayrılıp, aynı gün içinde geri dönenlere şahit oldum. Dalyan’da
ender rastlanan sade bir estetikle, en küçük bir görüntü kirliliğine fırsat
vermeden tasarlanmış ve tutkuyla beslenmiş bir cennet köşesi. Beyaz
güvercinlerin uçuştuğu olağanüstü bahçe, nehir üzerinde, kaya mezarlarına nazır
iskele ve en önemlisi bu hayat tarzını başkaları değil, kendileri için seçmiş
olan Münir, İlknur ve kızları Bigem, burayı Dalyan’ın en sıradışı yeri yapıyor.
15 yıldır heyecanlarından hiçbir şey kaybetmeden, yeşilliklerinin üzerine yüzme
havuzu yapmaya kıyamadan, mis kokulu narenciye ağaçlarını büyüterek, odalara kar
beyazı pikeler sererek ve müşterileriyle dost olarak, Dalyan’ın kalitesini
arttırıyorlar. 12 ay açık ve klimalı odaları olan otelin, şömineli salonu,
buraya gelmek için hiçbir kalıba sığmak gerekmediğinin bir göstergesi. Münir ve
İlknur, misafirlerini yaşayabilecekleri en şaşırtıcı ve eğlenceli tekne
turlarına çıkarıyor; balık ve yengeç avlamaya, sazlıkların arasında kuşları
izlemeye, ot toplamaya, yıldızların altında kimsenin bilmediği çamur banyolarına
götürüyorlar.
Dalyan, 0252 284 21 09
YEDİ YAŞINDA, ÖRDEKLERİ GÜVERCİNLERİ VE
SERASI VAR
İtiraf ediyorum, Dalyan kanıma girdi... Happy Caretta Hotel’in sahipleri
Münir ve İlknur’la tanıştıktan sonra, bu daha da ıstıraplı bir hal aldı. Yedi
yaşında, tavukları, ördekleri, güvercinleri ve bir de serası olan kızları
Bigem’den, doğa üzerine dersler aldım, kauçuk çizmeler giyip, Münir’le birlikte
sazlıkların arasındaki bataklıklarda teke (çalı karidesi) süzdüm, İlknur’un
arabasına biner gibi teknesi Mık Mık’a atlayıp, tek başına açılmasını sonra da
ailesini doyuracak kadar balıkla dönmesini izledim...
‘Duyuyor musun, kızım teneffüse çıktı şimdi’ diyor Münir, göl kenarında
otururken. Burada yaşam, gölden insana, insandan göle yansıyor. Dalyan’da,
sazlıkların arasında, pancar motorunu durdurup, deniz kırlangıçlarını dinlemek
de mümkün, ilkokul müdürünün öğrencilerine konuşmasını duymak da... Turist dolu
bir tur teknesi geçerse kanaldan, peşinden de torununu okula götüren ninenin
küreklerine asıldığı bir kayık geçebilir...
Teknenin içinde, kanaldan Akdeniz’e doğru ilerliyoruz. Bilal Kaptan, Balık
Kapısı’ndan geçerken, Dalyan’da işlerin nasıl yürüdüğünü anlatıyor; ‘denizde
yaşayan kefaller, yumurtlama dönemlerinde, daha emniyetli ve ılık buldukları
göle gelirler. Yumurtladıktan sonra, tekrar denize dönmek istediklerinde, bu
kapı kapatılır ve hepsi balık havuzlarına yönelirler. Yılda 400- 450 ton kefal
yakalanır. Burada, bütün balıkçılık Dalko’nun (Dalyan Kooperatifi) denetiminde.
Üyelerine, yılda 20’şer kilo bedava balık dağıtır, hasılattan da pay verir.
Bizde teknesi olan, aynı zamanda pansiyonculuk yapar, bar işletir, arıcılık
yapar ya da zeytini vardır...’
İztuzu kumsalına geldiğimizde, kanal Akdeniz’e açılıp, özgürlüğüne kavuşuyor. Bu
anın en sadık şahidi, gece gündüz İztuzu Telekom İstasyonu’nda görev yapan,
Muşlu Suphi Bey. Köyceğiz- Dalyan deltasının akla sığmaz manzarası, bir zaman
sonra ‘sıkıcı’ olmuş onun için. Halk arasında ‘Radar’ olarak bilinen bu kartal
yuvasında yaşayan ve bir hafta boyunca aşağı inmeyen Suphi Bey, uzaktan gördüğü
kara parçasını önce Marmaris sanmış, sonra Rodos olduğunu öğrenmiş. Aramızdaki
tel örgülere rağmen, bu rüzgarlı kaya parçasının uzandığı olağanüstü coğrafyaya
karşı, sıradan hayat bilgileri alışverişinde bulunuyoruz.
Münir’le otelin iskelesinden kaya mezarlarını seyrediyoruz. Dolunaya kadar orada
kalıp kalamayacağımı soruyor. Otelde sabah çıkıp akşam dönen, sürüngen
meraklısı, yabancı bir grup kalıyor. Yalnız küçük bir sorun var; her sabah
temizlik sırasında, bu grubun odalarında, yastıkların kılıflarının çıkarılmış
olduğunun farkına varıyor. Yenileri konuyor, ertesi sabah kılıflar yine yok.
Münir’in bu muammayı çözmesi bir düzine yastık kılıfına biraz da zamanına mal
oluyor. Sonradan, bu grubun, buldukları canlıları, yastık kılıflarına doldurarak
otele getirdiklerinin farkına varıyor. Birçok pansiyonda, henüz yaz olmadan,
Dalyan kalabalıklaşmadan, buranın doğal hayatını incelemeye gelen ve haftalarca
kalan yabancılar var. Kilometrelerce yürüyor, pansiyonlarına daha önce hiç
görmedikleri canlılarla dönüyor, büyük bir coşkuyla bunları inceliyor ve doğaya
tekrar salıyorlar.